48,8471$%0,12
55,3999€%0,06
64,3746£%0,15
6.740,80%0,33
4.284,61%0,21
%
16:21
İstanbul’dan Türkiye’ye: Ermeni Kimliğiyle Bir Aydının Düşünce ve Demokrasi Yolculuğu
Hz. Peygamber’i Nasıl Okumalıyız?
Gerçek Yaşlanma Ne Zaman Başlar?
Gençliğin Anlam Arayışı ve İslam
Tevhid: Kalbin Yalnız Allah’a Bağlanması
Ruhun Şifa Reçetesi!
GERÇEK BAYRAM!
RAMAZAN’A EV SAHİBİ OLMAK
1
Kadının Sesi ve İslam’daki Hükümleri
11478 kez okundu
2
İslam’da Aile
8629 kez okundu
3
Mâtürîdîlik ve Eş’arîlik: Ehl-i Sünnet Kelâmında Benzerlik ve Farklar!
3198 kez okundu
4
MÜSLÜMAN OLDUĞU BİLİNEN BİR KİMSEYE KAFİR DEMENİN HÜKMÜ?
2603 kez okundu
5
İmanın en önemli esaslarından birini ahlâk teşkil eder.
2548 kez okundu
6
VİCDAN…
2503 kez okundu
7
”İSTİHSAN”
2242 kez okundu
8
FARABİ’NİN MEŞHUR DUASI!
2097 kez okundu
9
Ölüm ve Ümit
2067 kez okundu
10
ALVARLI MUHAMMED LUTFİ EFENDİ
2062 kez okundu
11
ZULÜM VE ZALİM BİZDENSE BEN BİZDEN DEĞİLİM…
1999 kez okundu
12
Ezanlar hangi vakitlerde hangi makamlarda okunur
1853 kez okundu
13
İslam’ın derinliği ve ahlâkî güzelliği
1799 kez okundu
14
Şeair- İslam’da şeair esasları
1794 kez okundu
15
Kurban İbadetinin Detayları!
1770 kez okundu
Tevhid, yalnızca “Lâ ilâhe illallah” demek değil; kalbin, ümidin, korkunun ve tevekkülün yalnız Allah’a yönelmesidir. Mümin sebeplere sarılır, tedbirini alır ve gayret eder; fakat neticeyi sebeplerden değil Allah’tan bilir. Hz. İbrahim’in ateş karşısındaki teslimiyeti ve Hz. Yunus’un karanlıklar içindeki duası bu hakikatin güçlü örnekleridir. Dua, insanın aczini kabul ederek Allah’ın sonsuz kudretine sığınmasıdır. “Hasbunallâhu ve ni‘me’l-vekîl”, “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”, “Sübhânallah”, “Elhamdülillah”, “Allahu Ekber” ve “Lâ ilâhe illallah” gibi zikirler de kalbi yeniden tevhid şuuruna yöneltir. Tevhidin günlük hayattaki ölçüsü şudur: El sebeplerde, gönül Allah’ta. Mal, makam, güç ve insanların takdiri kalbin dayanağı hâline gelmemeli; nimet geldiğinde şükür, sıkıntı geldiğinde sabır ve tevekkül korunmalıdır. Çünkü tevhid, yalnızca Allah’ın bir olduğunu bilmek değil, hayatın her hâlinde kalbin kıblesini Allah’a çevirmektir.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, İslâm’ın ilk dönemlerinde kabir ziyaretini yasaklamış, daha sonra ise ölümü ve âhireti hatırlatması için buna izin vermiştir. Kendisi de kabristanları ziyaret etmiş, kabir ehline selâm vermiş ve onlar için Allah’tan mağfiret dilemiştir. Sünnetteki temel ölçü şudur: Kabir ziyaret edilir; fakat ölüden medet umulmaz. Ölü için Allah’a dua edilir. Kabir, insanın faniliğini hatırladığı ve kendi hayatını muhasebe ettiği bir tefekkür yeri olmalıdır. Resûlullah’ın kabirleri özel namaz veya zikir merasimlerinin yapıldığı ibadet mekânlarına dönüştürdüğüne dair sahih bir uygulama bulunmamaktadır. Kabir başında Kur’ân okuma gibi bazı uygulamalarda ise âlimler arasında fıkhî görüş ayrılıkları vardır. Tevhid bize sevgiyi değil, kulluğun yönünü öğretir. Salih insanları sever, vefat edenlerimizi hayırla anar ve onlar için dua ederiz; fakat yardımın, mağfiretin ve gerçek tasarrufun sahibi olarak yalnız Allah’a yöneliriz. Kabir ziyaretinin asıl hikmeti de burada ortaya çıkar: Mezarlıktan dönerken ölümü hatırlamış, dünyanın geçiciliğini fark etmiş ve hayatımızı daha anlamlı yaşamaya yönelmiş olmak. Çünkü bugün başkalarının kabirlerini ziyaret eden bizler, bir gün aynı yolculuğa çıkacağız.
İslam medeniyetinin temel değerlerinden biri olan itidal; insanı aşırılıklardan uzaklaştıran, akıl ile kalp, dünya ile ahiret, ilim ile irfan arasında denge kurmayı öğreten önemli bir hayat ölçüsüdür. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un Bakü’de yaptığı konuşmadan hareketle hazırlanan bu yazıda, Seyyid Yahyâ Şirvânî’nin manevi mirası ele alınmaktadır. Kur’an ayetleri ve hadisler ışığında; itidal, hikmet, merhamet, kardeşlik ve güzel ahlakın günümüz dünyasındaki önemi üzerinde durulmaktadır. Ayrıca ecdadımızdan miras kalan ilim ve irfan anlayışının genç nesillere aktarılmasının gerekliliğine dikkat çekilmektedir.
Koca vefat eden eşini yıkayabilir mi? Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinin hükümlerini Hz. Âişe hadisi ve Kur'an ayetleri ışığında inceliyoruz.
Bu yazıda, eşlerin birbirlerinin cenazesini yıkayıp yıkayamayacağı meselesi mezheplerin görüşleri ve delilleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Hanefî mezhebine göre kadın vefat eden kocasını yıkayabilir; ancak koca vefat eden eşini yıkayamaz. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise eşler birbirlerinin cenazesini yıkayabilir. Yazıda ayrıca Nisâ 12, Mü'minûn 6 ve Ra'd 23. âyetler ile Hz. Âişe rivayeti ışığında, ölümün nikâh bağı üzerindeki etkisi ve ölümden sonra hangi evlilik hükümlerinin devam ettiği açıklanmaktadır.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan